BİR SEPET DOLUSU YALAN
İçinde çiçek olması gereken sepetimi yalanlarım doldurmuş. Niye burada olduklarını bilmiyorum. Sorgulamıyorumda, sorgulamama nedenim utançlarımın açığa çıkmasını istemememdir diye düşünüyorum. Hemen vazgeçiyorum bu düşünceden çünkü içlerinde utanılacak yalanlara rastlamıyorum. Ararken tedirginliğini belli etmemeye çalışan ben, bulamayınca zaten biliyordum havasına bürünüyor. ‘Kimbilir belki kendinden utanan, saklanan yalanlar vardır aralarında’ diyorum.
Duymamazlıktan geliyorum kendimi. Aldırış etmediğim düşüncelerimin arasında : “Pinokyo olsaydım çoktan intihar edermiydim acaba ?, Geppetto beni yaratırken böyle umut etmemiştir, ama olsun böyle ufak yalanları herkes söylüyor, şuradaki yalanı kesin birinin iyiliği için söylemişimdir.” gibi gereksiz sayılabilecek ve kendimi avutucu cümleler bulunuyor. Ne düşünürsem düşüneyim, ne söylersem söyleyim hiçbirşey bir sepet dolusu yalanla başbaşa olmam gerçeğini değiştirmiyor.
“Acaba sepeti daha önce gören oldu mu?” sorusu aklıma gelirgelmez panikliyorum, elim ayağıma dolaşıyor. Saklamam lazım sepeti, ama nereye ve nasıl? En çok yaptığımı zannettiğim şeyi yapıyorum: Düşünüyorum. Bu sefer işe yarıyor bir fikir buluyorum ;
Sepetteki yalanlarımı saklamak için hepsinin üstünü örtecek büyük bir yalan söyleyeceğim. Bu fikri kendime anlatırken fark ediyorum. Ben zaten bu yazımla onu yapmışım.

Bazen öyle anlar yaşar ki insan ucu kaçırılan yalanlar silsilesi ile uğraşmaya başlar. Aynen dediğin gibi kocaman bir yalanla, kendine söylediğin kocaman bir yalanla hepsini örtmek istersin. Ne zaman yastığın ıslak, yatağında iki büklüm bulursun kendini o zaman kendini kandırdığının farkına varırsın. Sabaha hiçbir şeyin kalmamıştır... Akşama yalanlar tekrar başlar...
Reply to this